16 Ocak 2017 Pazartesi

Eğitim Üzerine

Eğitim, TDK'nın yaptığı tanıma göre, Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye.

Prof. Dr. Selahattin Ertürk’e göre de: “Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantıları yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir” (Ertürk, 1984: 12).

Eğitimin insan hayatında çok önemli bir yer tuttuğunu bireyin doğumundan itibaren sürekli bir şeyler öğrenmeye çalışmasına, kendini ve çevreyi keşfetmesine gözlemlerimiz sonucu ulaşıyoruz. 

İnsan, eğitime ihtiyaç duyan tek varlıktır. Çünkü eğitimden biz ahlaki terbiye ile birlikte bakıp büyütmeyi (çocuğun bakılıp doyurulması), umumi talim ve terbiyeyi anlamalıyız. Buna göre insan birbiri ardı sıra bebeklik [bakım ve beslenmeye muhtaç olma], çocukluk [talim ve terbiyeye muhtaç olma] ve talebelik [tahsil ve irşada muhtaç olma] evrelerinden geçer.

İnsan ancak eğitimle insan olabilir. Eğitimin kendisinden çıkardığı her ne ise sadece odur. İnsanın ancak insan tarafından -yani kendileri eğitim görmüş insanlarca eğitilmesi dikkat çekicidir. Bu sebepten ötürüdür ki bazı insanların bizzat kendilerinin disiplin ve eğitime muhtaç durumda olması, onları önlerindekini eğitmek için uygun olmayan eğitimciler yapar. Eğitimimizi üstlenecek insana göre daha yüksek tabiata sahip bir varlık olmuş olsaydı eğer, insanın neye muktedir olduğunu o zaman görebilirdik. Ne var ki, insanın tabii kabiliyetlerini tam olarak kestirmek bizim için güçtür. Çünkü bazı şeyler, insana eğitimle verilir, bazı şeylerse ancak eğitimle geliştirilir. 

Eğitimin sürekli düzeltilip geliştirilmesi, nesillerin birbiri ardına insanlığın mükemmeliyetine doğru bir adım daha ilerlemeleri mümkündür; çünkü insan tabiatının mükemmeliyetinin büyük sırrı eğitimde saklıdır. Bu doğrultuda ancak şimdi bir şeyler yapılabilir, çünkü ilk kez insanlar iyi bir eğitimin gerçekten parçası olan şeyleri doğru bir şekilde değerlendirmeye ve açık bir şekilde anlamaya başladılar. Eğitimle insan tabiatının sürekli gelişeceği ve insan tabiatına layık olacak bir duruma ulaştırılacağının farkına varmak sevindiricidir. Bu bize gelecekte daha mutlu bir insan soyu beklentisinin yolunu aralamaktadır. 

Eğitim ancak nesiller boyu tatbikatla kusursuz hale gelebilecek bir sanattır. Her bir nesil, bir önceki neslin bilgisiyle donanmış olarak, insanın doğal yeteneklerini uygun nispet ve amaçlarıyla bağıntısı içerisinde geliştirecek bir eğitime gittikçe daha fazla yaklaşabilir ve böylelikle bütün insan soyunu kaderine doğru ilerletebilir. 

Bu satırlar, çok sevdiğim filozof, Alman felsefesinin kurucusu olarak anılan ve kendisinden sonra gelen filozoflara örnek olmuş olan Immanuel Kant'ın '' Eğitim Üzerine '' adlı eserinden alınmış cümleler.


Kant, şüphesiz ki yaşadığı devirden günümüze kadar birçok düşünüre kaynak olmuş, '' Bilmeye/Öğrenmeye cesaret et! '' diyerek felsefenin üzerine bir taş daha koyarak fikirleriyle dünyayı değiştirmeyi başarabilmiş bir düşünürdür. 

Kant en sevdiğim filozoflardan biridir. Bunun başlıca sebebi, yazdığı eserlerde üstü kapalı bir anlatımdan kaçınarak vermek istediği '' felsefi '' mesajı cümle bittiğinde değil, cümleyi okurken sizin kapmış olmanızdır. 

Kant yukarıda bahsettiğim, yazmış olduğu Eğitim Üzerine adlı kitabını 6 bölüme ayırır. Bunlar;
  • Eğitim Üzerine
  • Fiziki Eğitim Üzerine
  • Kültür (Öğretim)
  • Ruhun Eğitimi
  • Ahlaki Eğitim
  • Pratik Eğitim
1. Bölüm olan Eğitim Üzerine'de eğitim kavramının nasıl olması gerektiğini ve eğitimi süreç olarak değerlendirirken aslında nelere dikkat edilmesi ve neler yapılması gerektiğini gayet akıcı ve sade bir dille anlatmıştır. Her bölümde olduğu gibi bu bölüm de sanki söyleyişi tarzında yazılmış olup sanki Kant anlatıyor, siz dinleyip not alıyormuşsunuz gibi bir hava sezdim. 

2. Bölüm'ün ismi beklemediğim bir eğitim türü üstüne idi. Bunun sebebi, Kant'ın fiziksel eğitime neden önem verip kitabına almak istediğini bu bölümde vermiş olduğu önerileri okuyunca anladım. Kant, bize bu bölümde yeni doğmuş bir çocuğun ihtiyaçlarından tutun da çocuğun aslında nasıl yetiştirilmesi gerektiğini adım adım anlatmış.

3. Bölüm'de kültür dediğimiz kavramın aslında fiziksel eğitimin müspet bölümü olduğunu belirterek başlamış Kant. Bu bölümde disiplin kavramının sıkça geçtiğini, bunu Kant'ın Alman olmasına bağladım diyebilirim.

4. Bölüm olan Ruhun Eğitimi'nde neredeyse altını çizmediğim cümle yok gibi. Bunun sebebi, Kant yine disiplin kavramını çocuğun eğitiminde ve hayatında yer alan önemli bir unsur olarak belirtmiş. Ama ayrıca, hafıza ve anlama kavramlarına sıkça vurgu yaparak bunların nasıl geliştirilmesi gerektiğini anlatmış. Ruhun bedenden ve zihinden bağımsız bir olgu olmadığını belirterek, ruhun eğitiminin kişiliğin eğitiminde de etkili olabileceğini yazmış Kant.

5. Bölümü anlatmak istersem, Kant'ın çok bilinen bir sözünden yola çıkmak istiyorum; "Eğer bir çocuk kötü davranışlarından ötürü cezalandırılır, iyiliğinden ötürü ödüllendirilirse bu durumda o sadece ödül için doğru davranacaktır; ve hayata atılıp da iyiliğin her zaman ödüllendirilmediğini, kötülüğün de cezalandırılmadığını gördüğünde sadece hayatta nasıl muvaffak olabileceğini düşünen ve hangisini kendi yararına görürse buna göre doğru ya da yanlış davranan bir insan olacaktır." 

6. Bölüm ve son bölüm olan Pratik Eğitim bölümünde Kant, tüm bu anlattıklarını hayata uyarlama sürecinde neler olduğunu ve olacağını anlatırken, kısa bir bölüm olarak da din eğitimini anlatmış. 


Cumhuriyet ve Atatürk Başlığı Altında Bilim ve Ulusal Eğitim Metodolojisi Üzerine

'' İnsanların hayatına, faaliyetine hâkim olan kuvvet yaratma ve icat kabiliyetidir.'' Mustafa Kemal Atatürk A...