5 Ağustos 2016 Cuma

İnsanoğlunu Ayakta Tutan ''Tek'' Şey

Merhaba sevgili okuyucum! Tekrar sizinleyim. Nasılsın? Umarım iyisindir. İyi ol. Neden mi? Çünkü şu kısacık ömrümüzde yaşadığımız ve yaşayacağımız milyonlarca olay ile karşı karşıya geliyoruz. Seviniyoruz, üzülüyoruz, ağlıyoruz, kahkaha atıyoruz, bazen durup düşünüyoruz bazense karşımızdaki olgu umrumuzda bile olmuyor. Kısacası sevgili okuyucum, dünya küçük bir yer ve biz bu gezegenin, bu mavi gezegenin bir parçasıyız hem de en önemli parçasıyız. 

İnsanoğlunun bu gezegene ayak basmasından yaklaşık 45,000 yıl geçti. 45,000 ... Ne kadar uzun bir süre... Bu sürede dünya üstünden, milyarca belki de trilyonlarca insan geçti ve hepsi arkasında belirli belirsiz anılar bıraktı. 

Gün geldi, yaşayan bir insanın bir fikri bile şu anda ayak bastığımız bu gezegeni değiştirmeye yetti. '' Bilgi, güçtür. '' diye boşuna söylememiş olmalı Francis Bacon.

Bilginin güç olduğunu anlamamız için bu bilgiyi aslında nerelerde ve ne amaçla kullandığımız da önemli tabi ki. Eğer siz, bir bilim adamı iseniz, örneğin, kendinizi Isaac Newton'ın yerine koyun, sevgili Isaac Newton, sadece yer çekimini değil, aynı zamanda ışığın bazı kanunlarını ve şu anda mühendislik fakültesinde de bir ders olan '' kalkülüs'' ü bulmuştur. Peki Isaac Newton bütün bu çalışmalarını yaparken edindiği bilgileri nasıl hayata geçirmeye karar verdi? Destekçisi var mıydı ya da ona '' Haydi, sen bunu yaparsın!'' diyeni? Peki sevgili Isaac Newton, kendisinde çalışma isteğini kaybettiğinde onu tekrar hayata döndüren şey ne oldu dersiniz? Bence bu şey, umut.


Umut... Ne güzel bir kelime. Dünya üzerinde yaşayan çoğu insanın yaşam felsefesini oluşturan bir kelime. Hatta kelimeden öte bir yaşam tarzı. 

Umudumuz olmadan yaşayabilir miyiz bilemiyorum. Ama sanırım yaşama devam etmemizi, her gün bizi yataktan kaldıran o eşsiz güç bu şey. Her gün, o sıcacık yatağımızdan kalkarken aslında şunları düşünmüyor muyuz? '' Acaba bugün nasıl bir gün olacak? , '' Bakalım bugün beni neler bekliyor? '' İşte aslında bize bu soruları sorduran, içimizdeki bitmek tükenmeyen umuttur. O günümüzün iyi geçeceğine olan inancımızı korumamızı sağlan şeydir o. Bir olay karşısında, ister olumlu olsun ister olumsuz olsun, bizimle birlikte o olayları yaşayan ve tek güvencemiz umuttur.

İnsanın bazen umudunu yitirdiği zamanlar olur. Kimin olmadı ki? Önemli olan, bu türlü olaylardan nasıl çıkacağımızı bilmektir. Problemi, aslından daha yaşamadan bilmek ve bütün silahlarımızı kuşanıp o olumsuz olayın karşısına öyle çıkmaktır. 

Lütfen umudunuzu kaybetmeyin sevgili okuyucum. Bir yerlerde sizi bekleyen güzel şeyleri düşünerek, ''umut ederek'' yaşamaya devam edin. Gün gelir, emin olun o güzel şeyler sizin de kapınızı çalacaktır. Son cümlemi, çok sevdiğim bir klasik eser olan bu parçayla bitirmek istiyorum. Sevgiyle kalın! https://youtu.be/df-eLzao63I

Ha unutmadan sevgili okuyucum, bugün Rio Olimpiyatları başlıyor. Eğer vaktin olursa izle. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder